-Bize kendinizden ve karikatür maceranızdan bahsedebilir misiniz?
-Aslen Rizeliyim, çocukluğum Rize’de geçti, okulu dışarıdan bitirdim, pek çok karikatüristten ders aldım. Küçükken ilkokulda evin duvarlarına çizerek karikatüre başladım, dedemin karikatürünü çizdim daha sonra hayal gücümün bana verdiği şeylerle devam ettim. Rize’de köyde tren hiç görmemiştim bir gün radyo’da arkası yarın tiyatrolarını dinlerken bir tren sesi duydum ve tren çizdim. Hiç tren görmeden tren resmi çizerek başladım.
-Sizce karikatür bir kabiliyet işi midir, yoksa eğitim almak lazım mıdır?
-Daha önce de pek çok arkadaşa belirttiğim gibi karikatür, müzik veya tiyatro ya da fark etmez herhangi bir sanat dalı, insanın beyninde bütün sanat dallarının kodları vardır. Resim de yapabilirsiniz, karikatür de çizebilirsiniz, heykel de yapabilirsiniz ancak bununla ne kadar ilgilendiğinize bağlı. kimisi sıkılgandır çabuk sıkılır kimisi çalışkandır. Kimisi üzerine düşer çalışır, peşine düşer ve 6 ayda öğrenir. Sıkılgan insanda bu süre daha da uzar.
-Karikatürün olmazsa olmazları var mıdır?
Olmazsa olmazları değil olmazsa olmazı vardır ve çalışmaktır.
-Her karikatür mesaj kaygısı taşımalı mıdır?
Hayır yok, her karikatür bir mesaj kaygısı taşımalı diye bir saçmalık yok.
-Türkiye de?
-Karikatür Türkiye’de çok değişti, eskiden belden aşağı vuruculuk vardı ama son yılarda daha ağır bir hal almaya başladı. Altan Erbulak’ın çizimlerine baktığınız zaman onda da bir kadın bir erkek figürü vardı ama erkek figürünün üzerinde her zaman mayoyla çizilmesi, kadın figürünün benliğinin ortaya çıkarılması vardı. Eğer orada cinsel bir şey ortaya çıkarılacaksa daha çok estetik üzerinde durulurdu, adamın açgözlülüğü üzerine kurulu bir dünya olurdu, üzerinde komik şortlarla çizilirdi ve daha seviyeliydi. Bu biraz bozuldu gibime geliyor, fakat dünyanın her yerinde böyle değil. Türkiye’de bozuldu diyebilirim.
-Türkiye’deki karikatür anlayışına bakarsak yeni nesil çizerlerin çıkardığı ve daha çok muhafazakâr kesime hitap eden dergiler hakkında ne düşünüyorsunuz? Mesela cafcaf?
-Cafcafı çok okumadım ama profesyonel bir dergi olduğunu da düşünmüyorum. İlla belden aşağı vuranları eleştirirken muhafazakâr dergileri es geçeyim diye bir şey yok.
-Türkiye’de takip ettiğiniz beğendiğiniz çizerler?
-Musa Kart, Bedri Koraman, mesela Arallar çok eski Akbabadan, karikatür dünyasını Akbabadan beri takip ediyorum, amatör de olsa tüm yeni çıkanları takip etmeye çalışıyorum. Amatörlerden de pek çok şey öğrenebilir insan, amatör veya profesyonel diye ayırım yapmıyorum. Profesyonel anlamda Leman var ama Leman’da da belden aşağı vuruculuk var. Fermuarı’da, Diğerlerini de, hepsini takip ediyorum
-Budur dediğiniz?
-Budur dersek, Erdil Yaşaroğlu’nun, Musa Kart’ın çalışmalarını çok severim ama dergi olarak eskiden beri profesyonel olan Leman’ı sayabilirim, biraz işi ticarete dökmüş olsalar da…
-Son olarak genç çizerlere tavsiyeleriniz neler olur?
-Çalışsınlar bol bol eskiz çalışsınlar, gölge-ışık oyunlarını çizsinler, model çalışsınlar sürekli çalışsınlar. Çalışmadan hiçbir şey olmaz, hayat hep bir okul ve sahnedir. Günlük bir program oluştursunlar. Ben mesela her gün mutlaka karikatür çizerim, yazarım, otobüste bile olsa yazmaya gayret ederim. Aynı zamanda piyasada romanlarım var, yazıyorum ve bunları bir programa oturtmak zorundayım. Sanat öyle bir şeydir ki belli bir hedefe kadar ona kilitlenmeniz gerekir ve başka bir şey yapamazsınız. Sanat böyledir. Emeğin karşılığını alırsınız ya da almazsınız, burası Türkiye… Sanatın ya da yaptığınız çalışmanın karşılığını alıp alamayacağınız belli değildir, ama siz zaten bu işten şöyle para kazanacağım böyle para kazanacağım diye yola çıkarsanız hiçbir işte başarılı olamazsınız.
-Vakit ayırdığınız için teşekkür ederiz.
-Eyvallah.
Hande Asutay / handeasutay@hotmail.com