?: İyi akşamlar sayın seyirciler, been Saadettin Çiftsoy, sorarım. Bu günkü konuğumuz devrimiyle dünyayı sallayan bay ünlem. (şak şak şaakkk) Hoş geldiniz Bay Ünlem buyrunn.
!: Şimdiii sayın Çiftsoy, o zamanlar beyaz sayfada XVIII. Kara Nokta’nın oğlu XIX. Kara Nokta kraldı. Karabasan gibi çökmüştü adeta ülkemizin üstüne. Hain, zalim, Allahsız, kitapsız, şerref…
?: ıhım ıhım… Ben Saadettin Çiftsoy, sorarım. Size geçelim efenim…
!: İşte o zaman ben daha gencim, kan kımıl kımıl. Boy desen boy, pos desen pos, bi yakışıklıyım ki sorma, bütün kızlar peşimde. Ben kimseye yüz vermiyorum tabi. Efenim evlilik kurumu zaten bilirsiniz önemlidir, öle hafife alınmaz. Bi kız bi erkekten oluşur. Bunlar ilk önce birbirlerini severler ya da sevmezler, bazen biri sever biri sevmez bazen…
?: ıhım ıhım… Ben Saadettin Çiftsoy, sorarım. Konuya geçelim efenim…
!: Her şey o karanlık, sisli, puslu, mehtaplı, fecri sadığa bir kala…
?: ıhım ıhım…
!: He işte o gecenin karanlık saatinde toplanmıştık. Birden kapı çaldı, kapı çalındı, kapıyı kim çaldı? ha ha ha! (sadece ünlem gülüyo) Derken içeriye siyah pelerinli, yakasında chp rozeti olan bi işaret girdi. “Kim lan bu kara çarşaflı, geri kafalı, yobaz, antilaik?” diye düşünürken, çarşafını açtı. Anam anam anam! Bu bizim düşman safından İki Nokta Üst üste deel miymiş Çiftsoy Bey?
?: Sorarım, deel miymiş?
!: Meğer Bay Parantez’in tebliğ hareketiyle imana gelmiş, bundan böyle yanımızda yer alacakmış. Bütün gözler üzerime çevrildi. Yıllar önceydi Çiftsoy Bey, bir reklam firması reklam filminde beni oynatmıştı. Kimse reklamın bu denli meşhur olacağını düşünmemişti ama reklam dünyaya açıldı ve insanlar ünlem modasını ürettiler. Gençler yazılarında hep beni kullandılar. Reklam metinlerinin gözdesi oldum. Aşk mektuplarının vazgeçilmeziydim. Üstüne üstlük trafik uyarı levhalarında da boy göstermeye başladım. Tabi XIX. Kara Nokta’nın tahtı kaptırcam diye gözü korktu. Eee, yazı kullanılmaya başladığından beri saltanat Nokta Soyu’nundu. Sağ kolu İki Nokta Üst üste’nin önerisi üzerine ben ve kardeşlerimin noktalarının toplatılmasını emretti. Karar verildi ve tüm ünlemler ayrıldı noktalarından. İşte o an benim bittiğim andı. Noktayla birlikte karizma da gitti. Bıyığı kesilmiş Külhanbeyi gibi dımdızlak kaldım ortada. Ne kahveye gidebildim ne çarşıya, pazara. Veli Efendi bensiz kaldı, oynadığım kuponları yatıramadım. Çok çektim çoookkk. Evim bana hapishane oldu. Kendimi kitaplara vurdum. Bütün kitaplar bitince düşünmeye başladım. Düşündükçe var oldum. Var olunca vardım varlıklar alemine. İdealarda kayboldum, Nirvana’ya ulaştım, Ganj Nehri’ne aktım, ben yandım eller yanmasın, sevdalılar ayrılmasın…

?: Ama ıhıımmm…
!: Sesim güzel ama dimi? Ve XIX. Kara Nokta’nın zulmüne nokta koymaya karar verdim. Duydum ki sistemi sorgulayan bi Soru İşareti varmış. Vardım yanına, açtım derdimi. Filozof Soru İşareti, “neden olmasın!” dedi. Nokta’nın taht sevdası yüzünden yarın kendisini de noktasından ayırmayacağını nereden bilebilirdi? Uzun uzun tartıştık yapabileceklerimizi ve tüm işaretleri toplamaya karar verdik. İşte buydu tüm hikaye. İki Nokta Üst üste, anlattı her şeyi. Kara Nokta son bir yıldır aşmış çizgiyi, artık dinlemez olmuş onu. Onun için noktalama işaretlerinin huzuru hiç önemli değilmiş. Sadece karısı Virgül varmış gözünde. Havalı Noktalı Virgül girdi söze; meğer derinlerde neler varmış. Bu havalıylan Kara Nokta yavuklularmış. Dere kenarında, sur diplerinde, çeşme başlarında buluşurlarmış. Susadım çeşmeye, dırınırınım… Varmaz olaaaydım, dırınırı… ıhııım biliyorum ama maksat sizin reyting artsın Çiftsoy Bey. Neyse bu hain Virgül büyü yapmış da kapmış güzelim kızdan tacı. Havalı Noktalı Virgül’ün içine oturmuşmuş meğer, eee taç yani. Neyse ben aldım sözü. Bütün gece ne yapabilceğimizi konuştuk da bi sonuca varamadık. Tam ümitler tükendi, sesler kısıldı derken bizim filozofun oğlu bastı kahkahayı. Neymiş efendim, İki Nokta’yla Parantez yan yana gelince gülücük oluyomuş. Diyorum veletleri getirmeyin toplantıya diye ama, karıların altın günü varmışmış pehhh, demeye kalmadı farkettim ki aslında hiç de fena fikir deel. Noktayı tahtından edecek yeni işaret bu olabilir. Herkes bu işareti beğendi. Neyse, öyle böyle derken sabah olmuş ve yokluğumuz nöbetçilerin dikkatinden kaçmamış. Bastılar evi, topladılar bizi, attılar zindana. Hayallerimiz suya düştü. Diğer işaretlerle tüm bağlantılarımız kesildi. Napsak, netsek derken oluşturduk bi plan ve hemen uygulamaya geçtik. Plan gereğince Havalı Noktalı Virgül 3 gün yemek yemedi ve hastalandı. Hemen doktor çağırıldı ve aldılar Havalı’yı revire. Akşama doğru anca geldi gerüü. Meğer doktor zorluk çıkarmış bizim kıza. Havalı da yazıvermiş her şeyi kağıda, koymuş serum şişesine fırlatmış dereye. Bekle ki bulsun bi abdALLAH da kurtarsın. Eli mahkum başladık beklemeye. Bizim imam, trenin arkasında her akşam kıldığımız akşam namazına müteakiben, ettiğimiz toplu duaların açtığı kapıdan ulaşan ilahi ışık, zindanımıza sızan nur u aydınlığın, gözlerimizi kamaştıran berraklığının iç açıcı, gönül ferahlatıcı kalp mutmainliği veren, eee (biri bu cümleye dur desin! Noktaa nerdesin?) Neyse iki ay sonunda seçim günü topladılar bizi meydâne, ikisi de birbirinden merdane. Hayy de bre pehlivan! Ne diyodum ben? Ha seçim diyoduk -neyi seçeceksek- Artık yapacak hiçbir şey kalmamıştı. Nokta bu yıl da da kraldı ama biz her profesyonel futbolcu gibi önümüze bakacaktık. Hazır bu kalabalığı bulmuşken, şimdiden başlamalıydık seçim propagandasına. Bu yeni işaretten herkes haberdar olmalıydı. Koştum hoparlör odasına, başladım anlatmaya. Nefesler tutulmuştu, herkes masal dinler gibi sakince dinliyordu. Konuşmamı bitirdiğimde, meydandakilerin coşkusunu hissetmeyi, bağırışmaları, alkışları bekliyordum ama beklediğim olmadı. Koşarak, meydana açılan balkona çıktım. Havalı, Bay Parantez, Geveze, Filozof, Hayalperest, Küçük Filozof, herkes ordaydı. Balkondakiler şaşkındı, çünkü meydandakiler konuşmanın bitişiyle gülmeye başlamıştılar. Evet evet, gülüyorlardı, hem de kahkahalarla, katıla katıla, yerlere yatarcasına gülüyorlardı. Meğer bizim dualar uçurmuş şişeyi, düşürmüş kafasına Medya Kralı Batan Karanlık’ın. O da gazetelerde, televizyonlarda yayınlamış işareti. Kaderde onun eliyle kurtulmak da varmış, dünya küçük. Yani kısacası istediğimiz oldu, seçim neticelendi ve iktidara bizimkiler geldi. Kara Nokta kahrından geberdi. Virgül de atladı bizim dereye, hem dünyasını hem ahretini yaktı, gerüü! Bize gelince:
Ben: Nokta’ya duyduğum kinin yerini merhamet aldı. Evlendim, henüz çocuğum yok. Klea Mektebini kurdum, siyaset dersleri veriyorum.
Filozof: O da benim okulda felsefe dersleri veriyo. Sorgulama sevdası yüzünden çıldırttı karıyı yenisini arıyo. İyi uşaktır, duyrulur.
Bay Parantez: Önündeki Bay ünvanının yerini Kral ünvanı aldı. Herkesin huzuru ve refahı için çalışıyo.
İki Nokta Üst üste: Çok sevdiği eski görevine getirildi. Şuan Kral Parantez’in akıl hocalığını yapıyor. Evlendi, iki çocuk babası.
Havalı Noktalı Virgül: Boyu boyuna, huyu huyuna uygun olan İki Nokta Üst üste’yle evlendi. Şimdilik iki tane çocuğu var.
?: Zzz Zzz
!: Çiftsoy Bey, Çiftsoy Bey… Bitti, uyannııııınnn. Neyse kamera hala çekiyo: Buradan tüm hayranlarıma, yandaşlarıma, yoldaşlarıma, anneme, babama, Almanya’daki dayıma, Ankara İlahiyat’taki torunlarıma, ona, buna, şuna selam ederim. Her nerde yaşıyor ya da yaşatılıyosanız. Ooo Saadettin Çiftsoy, sarar, sırar, surar, so.. yok yok sorar…

Zihni Derin